İÇİMDEKİ BEN'E DOĞRU (Nurgül Mıhcı Calbaz)

Nurgül Mıhcı Calbaz, bu çalışmasında insanı bütün yönleriyle ele alıyor; düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını şekillendiren dinamikleri sorguluyor. Psikolojinin bilimsel yaklaşımı ile tasavvufun kadim bilgeliğini buluşturarak, okuyucuyu kendi iç dünyasına yönelmeye davet ediyor. Bunu yaparken de kısa, öz ve düşündürücü aforizmalar aracılığıyla yaşamın anlamına, farkındalığa ve içsel dönüşüme ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler sunuyor.
İnsan yaşamı, zamanın akışı içinde anlam kazanan bir yolculuktur. Zaman; olayların, olguların ve deneyimlerin varlık kazandığı süreçlerin toplamıdır. Bu nedenle zaman, yalnızca takvimlerin ve saatlerin ölçtüğü nesnel bir olgu değil, aynı zamanda insanın yaşadığı, hissettiği ve anlamlandırdığı öznel bir deneyimdir. Bu noktada, Antik Yunan filozofu Heraklietos'un "Her şey akar" sözü hatırlanmalıdır. Çünkü yaşam sürekli değişim hâlindedir; insan da bu değişimin içinde kendini yeniden kurar, dönüştürür ve olgunlaştırır.
Genç kadın yazarımız Calbaz 'ın kitabı da tam bu dönüşümün izini sürmektedir. Okuyucuya, dış dünyayı değiştirmeden önce kendi iç dünyasını tanıması gerektiğini; gerçek yolculuğun dışarıya değil, insanın kendi özüne doğru yapılan yolculuk olduğunu hatırlatmaktadır.
Kitapta yer alan aforizmalar dikkatle incelendiğinde, bunların yalnızca kişisel gelişim alanına ait özlü sözler olmadığı görülmektedir. Aksine yazar, psikoloji, tasavvuf ve varoluş felsefesini ortak bir düşünce zemini üzerinde buluşturmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, insanın yalnızca dış dünyayla kurduğu ilişkiye değil, kendi iç dünyasıyla kurduğu bağa da odaklanmaktadır.
Eserde özellikle farkındalık, öz benlik, duygu yönetimi, nefsin terbiyesi, kalp ile zihin arasındaki denge ve yaşamın anlamını arayış gibi kavramlar temel ekseni oluşturmaktadır.
Yazar, bu kavramları birbirinden bağımsız başlıklar olarak değil, insanın içsel dönüşüm sürecini tamamlayan bütüncül bir yolculuğun aşamaları olarak ele almaktadır. Bu yönüyle eser, psikolojinin insan davranışlarını bilimsel bakış açısıyla açıklayan yaklaşımı ile tasavvufun insanı hakikate ulaştırmayı amaçlayan manevi öğretisini aynı potada buluşturan özgün bir değerlendirme niteliği taşımaktadır.
İçimdeki Ben'e Doğru adlı eser; özellikle kendini bilmek, insan-ı kâmil, nefsin terbiyesi, kalp ve gönül eğitimi, farkındalık ve ahlaki olgunlaşma gibi kavramlar üzerinden değerlendirildiğinde, öne çıkan en temel vurgunun içsel dönüşüm anlayışı olduğu görülmektedir. Yazar, insanın kendi öz benliğini tanımasını ve iç dünyasıyla yüzleşmesini, ruhsal olgunlaşmanın başlangıç noktası olarak ele almaktadır.
Bununla birlikte insan, yalnızca psikolojik ya da manevi bir varlık değildir. Aynı zamanda içinde yaşadığı toplumsal, tarihsel, kültürel ve ekonomik koşulların şekillendirdiği dirimsel (yaşamsal) bir gerçekliğin de parçasıdır.
Bu gerçeklikler, bireyin düşünce dünyasını, duygularını, değer yargılarını ve davranışlarını önemli ölçüde etkileyen dinamiklerdir. Dolayısıyla insanın gelişimini yalnızca bireyin iç dünyasıyla açıklamak yeterli değildir; insan, yaşamını kuşatan toplumsal ilişkiler ağı içinde değerlendirilmelidir.
Bu açıdan bakıldığında, bireyin manevi olgunlaşmasını yalnızca kişisel bir gelişim süreci olarak ele almak eksik bir yaklaşım olacaktır. Gerçek olgunlaşma, bireysel farkındalığın; toplumsal sorumluluk, rızalık, paylaşım, adalet ve yol erkânı gibi etik ilkelerle bütünleşmesiyle anlam kazanır.
Şu da bir gerçek ki, iç dünya, dış dünyadan bağımsız olarak oluşmaz. İnsan, doğduğu andan itibaren ailesiyle, toplumsal çevresiyle, kültürüyle, tarihiyle ve doğayla kurduğu ilişkiler aracılığıyla dış dünyayı algılar; bu algıları zihninde anlamlandırarak kendi iç dünyasını inşa eder. Bu nedenle düşüncelerin, duyguların ve davranışların oluşumunda yalnızca bireyin içsel süreçleri değil, dış dünyadan aldığı uyaranlara ve yaşantılara verdiği bilişsel ve duygusal tepkiler de belirleyici bir rol oynar.
Özellikle insanın kemale ermesi, yalnızca kendi nefsini terbiye etmesiyle değil, aynı zamanda toplumla kurduğu adil, paylaşımcı ve rızaya dayalı ilişkiler üzerinden de tanımlar. Bu nedenle içsel dönüşüm ile toplumsal dönüşüm, birbirini tamamlayan ve birbirinden ayrı düşünülemeyecek iki temel süreçtir.
Bu nedenle eser, psikoloji ve tasavvuf ekseninde geliştirdiği bireysel dönüşüm yaklaşımı bakımından dikkat çekici olmakla birlikte, bireysel olgunlaşma ile toplumsal sorumluluğu birlikte ele alan bütüncül yapısıyla karşılaştırmalı olarak incelendiğinde daha geniş bir düşünsel çerçeve sunmaktadır.
Bu yönüyle İçimdeki Ben'e Doğru, yalnızca psikoloji ve tasavvuf arasındaki ortak kavramları ele alan bir eser olmanın ötesinde; insanın iç dünyası ile dış dünyası arasındaki diyalektik ilişkiyi anlamaya ve sorgulamaya katkı sağlayan önemli bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Kitap, insanın içsel dönüşümünü merkeze almakla birlikte, bu dönüşümün dış dünyadan bağımsız gerçekleşemeyeceğini düşündüren birçok kavramsal ipucu da sunmaktadır.
İnsanın düşünceleri, duyguları ve davranışları, yalnızca içsel süreçlerin değil; aynı zamanda içinde yaşadığı toplumsal, kültürel ve tarihsel koşulların da ürünüdür. Bu nedenle iç dünya ile dış dünya arasında sürekli bir etkileşim ve karşılıklı belirlenim söz konusudur.
Kitap, bu diyalektik ilişkinin psikoloji ve tasavvuf perspektifinden yeniden düşünülmesine imkân tanıyan önemli veriler ve tartışma başlıkları sunmaktadır.
Bu değerli çalışma için yazar Nurgül Mıhcı Calbaz’a teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim…


Yorumlar