top of page

KILIÇ ARTIĞI (BASTIRILMIŞ DÜŞÜNCENİN AÇIĞA ÇIKIŞI)

                                           
                                           

              

                Bilinçaltı, insanın farkında olmadan duyguların, düşüncelerin, isteklerin ve bastırılmış eğilimlerin saklı bulunduğu zihin alanıdır. İnsan çoğu zaman orada taşıdıklarının bilincinde değildir; ancak bunlar zamanı geldiğinde sözle, davranışla ve tutumla açığa çıkar.

               Freud’a göre, insanın dili, yalnız bilinçli düşüncenin değil, bilinçaltının da aynasıdır. Bastırılmış her duygu ve düşünce, uygun koşullar oluştuğunda bir biçimde açığa çıkar. Bu açığa çıkış, kişinin bilinmeyen, görünmeyen ve çoğu zaman saklı kalan yanlarını ortaya koyar. Çünkü insan yalnız görünen kişiliğinden ibaret değildir; derinlerinde farklı eğilimler, çelişkiler ve gizil yönler taşır. Kimi zaman bir söz, kimi zaman bir tepki, bu örtülü kişilik katmanlarını görünür kılar.

               Bu bağlamda, insanın bilinçaltı, onu ele verir.  Bu nedenle kullanılan dil, yalnız bir anlık öfkenin değil, derinlerde taşınan zihinsel kodların da ifadesi olabilir. Bazen bir söz, yıllarca saklı kalmış önyargıların dışavurumuna dönüşür.

            Mine Kırıkkanat, gazetedeki köşesinde “Kripto Kılıç Artığı” sözlerine yer vererek Kemal Kılıçdaroğlu’nu “kılıç artığı” ifadesiyle hedef almıştır. Oysa “kılıç artığı” sözü, tarihsel boyutuyla katliamları, kıyımları ve toplumsal hafızadaki derin acıları çağrıştıran ağır bir ifadedir. Bu nedenle kabul edilemez.

               “Kılıç artığı” demek, yalnız bir hakaret değildir; geçmişte yaşanan kıyımların dilini yeniden üretmek ve dolaylı biçimde meşrulaştırmak anlamı taşır. Bu gibi tarihsel acıları çağıran bir ifadenin dile gelmesi, en hafif söyleyişle tarihte kıyıma uğramış her topluluğu ve toplumsal vicdan taşıyan herkesi incitmiştir. Çünkü insan, çoğu zaman savunduğu fikirlerle değil, farkında olmadan seçtiği sözcüklerle iç dünyasını ele verir. Dil sürçmez; çoğu kez bilinçaltı konuşur. Bilinçaltı ise bastırılmış düşüncelerin, gizil yargıların ve saklı eğilimlerin açığa çıktığı alandır. Bu nedenle kimi sözler yalnızca bir polemik değil, zihinsel arka planın dışavurumudur.

            Kırıkkanat, “ Kripto Kılıç Artığı” sözüyle yalnız bir siyasal eleştiri sınırını aşmamış, tarihsel hafızayı yaralayan bir dil kullanmıştır. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu için kullanılan “kılıç artığı” ifadesi, Anadolu’nun katliamlar, kıyımlar ve inanç-topluluklarına yönelik tarihsel travmalarını çağrıştıran ağır bir söylemdir.

            Bu nedenle sıradan bir benzetme olarak görülemez.

               Bu ifade, Alevi toplumunun belleğinde yer eden kıyım hafızalarıyla birlikte düşünüldüğünde ayrıca inciticidir. Çünkü Alevi tarihsel belleği, zulüm, kırım ve “kılıçtan geçirme” anlatılarına yabancı değildir. Böyle bir kavramı siyasi polemik dili içine taşımak, toplumsal yaralara dokunmaktır.

            Bu dil, birleştirici bir dil değildir.           

Bu dil, çağdaş ve evrensel değerleri taşıyan bir dil değildir.           

Bu dil, çoğulculuğu değil tek tipleştirmeyi besleyen bir dildir.           

Bu dil, farklı düşüneni dışlayan, ötekileştiren bir dildir.

            Çünkü dışlayıcı ve hakaretle kurulan dil, düşünce üretmez; kutuplaştırır. Tarihsel acıları çağıran söylem, toplumsal barışa değil ayrışmaya hizmet eder.

            Kendisini “aydın” olarak gören bir insanın böylesi bir dil kullanması doğru değildir. Çünkü aydın, Konfüçyüs'ün dediği gibi, “karanlığa mum yakıp aydınlık saçan” kişidir. Aydının topluma karşı sorumluluğu vardır; ayrıştıran değil birleştiren, yaralayan değil onaran, ötekileştiren değil çoğulculuğu büyüten bir dil kurmak bu sorumluluğun gereğidir.

            Aydın olmak yalnız bilgi sahibi olmak değil, dilin ahlakını da taşımaktır. Tarihsel acıları çağrıştıran, toplumsal hafızayı inciten sözler bu sorumlulukla bağdaşmaz. Çünkü aydın, karanlığı büyüten değil onu dağıtan kişidir.

             Aydın sorumluluğu, yaraları kanatmak değil, ortak vicdanı büyüten bir dil kurmaktır. Bu nedenle bu söylem yalnız yanlış değil, aynı zamanda demokratik ve insani değerlerle bağdaşmayan sorunlu bir dildir.

 

           

           

 

 


Yorumlar


bottom of page