top of page

LEYLA ŞAHİN USTA


                                        LEYLA ŞAHİN USTA
                                        LEYLA ŞAHİN USTA

AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Meclis kürsüsünde Suriye’deki gelişmelere ilişkin yaptığı konuşmada; “Yıllarca Suriye’de Müslümanlar katledilirken gıkını çıkarmayanlar, bugün ‘Aleviler öldürülüyor’ diye ortalığı ayağa kaldırıyor” ifadelerini kullanmıştır.

            Bu sözler, yalnızca bir siyasi değerlendirme değil; bilinçaltının dışavurumu olan, ayrımcı ve dışlayıcı bir zihniyetin açık göstergesidir.

Bu söylem, Alevileri hem ötekileştiren hem de katledilmelerini meşrulaştıran bir zihniyetin dışavurumudur. Bu sözler, tarihsel ve inançsal gerçeklikler bilinçli biçimde çarpıtılmaktadır.

            Tarihsel boyutuyla ele alındığında Aleviliğin, hiçbir semavi dinle dolayısıyla İslam'la, birebir örtüşmeyen, kendine özgü bir inanç ve düşünce sistemi olduğu açıkça görülür.

            Alevilik; içkinci bir Tanrı anlayışına sahiptir. Tanrıyı doğadan ve insandan ayrı düşünmez; insanı merkeze alır ve hiçbir ayrım gözetmeden tüm insanlığa aynı nazarla bakar.                 Alevilikte doğa inancı güçlüdür; dağ, ırmak, ateş, hayvan kültleri bu anlayışın bir parçasıdır.

            Alevilik; bâtıni (gizemci, ezoterik), gnostik (derin ve içsel bilgiye dayalı) bir inanç; aynı zamanda dünyevi, akli ve seküler bir öğretidir. Eşitlikçi ve paylaşımcı bir toplumsal anlayışı savunur. Şiiri, müziği, sazı ve sözü; kısacası sanatı öğretisinin asli unsuru olarak görür. Bilgiyi kutsar, bilginin herkes için ulaşılabilir olmasını hedefler.

            Alevilik; inancı akıl süzgecinden geçirir, bilime ve mantığa uymayanı sorgular. Bilgelerin, ozanların, pirlerin, dervişlerin ve düşün insanlarının yüzyıllar içinde oluşturduğu özgün bir yol ve öğretidir. Aleviliği “İslam’ın içinde” eritmeye çalışmak, onun tarihsel ve felsefi özgünlüğünü yok etmeye yönelik bir tutumdur ve Aleviliğe yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.

            Alevi vicdanı, her zaman mazlumdan, ezilenden ve dışlanandan yana olmuştur. Dünyanın neresinde bir haksızlık ve hukuksuzluk varsa, Alevi vicdanı oradadır. Bu, Aleviliğin evrensel bir etik anlayışa sahip olmasından kaynaklanır.

            Tarihsel gerçeklik şudur: Aleviler hiçbir zaman katliam yapan taraf olmamış; aksine Dersim, Maraş, Sivas, Gazi gibi örneklerde olduğu üzere sürekli katliamlara maruz bırakılmıştır. Bu gerçeklik ortadayken, Suriye’de Alevilerin katledilmesini görmezden gelen ya da meşrulaştıran bir dil kabul edilemez.

            “Müslümanlar öldürülürken sessizdiniz, şimdi Aleviler diyorsunuz” söylemi; hem gerçeği ters yüz eden hem de Aleviliği kimliksizleştiren son derece sorunlu bir dildir.      

            Ortadoğu’ya bakıldığında, Müslümanın Müslümanı öldürdüğü açık bir gerçekken, bu tabloyu gizlemek için Alevilerin hedef hâline getirilmesi ne etikle ne de insan haklarıyla bağdaşır.

            Esas olan yaşamı savunmaktır. Bu dil, tarih boyunca katliamlara uğramış Alevileri bir kez daha dışlamakta ve incitmektedir. Oysa Alevilikte hiçbir insan; inancı, düşüncesi ya da etnik kimliği nedeniyle ayrıştırılmaz.

            İçindeki kini, nefreti açıkça ortaya koyan Leyla Şahin Usta’nın kullandığı bu dili ve söylemi açıkça kınıyorum

 


Yorumlar


bottom of page