SURİYE’DE ALEVİ KATLİAMI
- sulzam1956
- 30 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Teknolojinin hızla geliştiği, bilimin büyük ilerlemeler kaydettiği, dünyanın adeta küçüldüğü; genetik kodların çözüldüğü, uzaya yolculukların gerçekleştirildiği ve internet sayesinde sınırların büyük ölçüde anlamını yitirdiği bir çağda, insanlığın hâlâ birbirine karşı ayrımcı ve dışlayıcı tutumlar sergilemesi, insanlık adına son derece düşündürücü ve acı vericidir.
Bugün Suriye, derin ve çok katmanlı bir kaosun içerisindedir. Bu kaotik durum, büyük ölçüde emperyal güçlerin bölgeye yönelik politikalarının bir sonucudur. Ortadoğu ve kaos denildiğinde ise akla ilk gelen yapılardan biri, hiç kuşkusuz Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) olmaktadır.
2000’li yıllarda ABD tarafından ortaya konulan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Ortadoğu coğrafyasını baştan aşağı yeniden yapılandırmayı hedeflemekteydi. Bu projenin temel amacı, eleştirel yaklaşımlara göre, İsrail’in güvenliğini sağlamak, bölgedeki üniter devletleri zayıflatmak ve parçalayarak çevre ülkeleri güçsüzleştirmekti. Bu hedefler, “demokratikleşme” ve “insan hakları” gibi çağdaş söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.
Bu politikaların sonucunda Ortadoğu adeta bir kan gölüne dönüşmüş; Libya, Irak ve Suriye gibi ülkeler parçalanarak bütüncül siyasal yapılarını koruyamaz hâle gelmiştir. Özellikle etnik kimlikler ve inanç farklılıkları, toplumsal fay hatlarını keskinleştirmek amacıyla kullanılmış; böylece halklar birbirine düşman edilmiş ve Ortadoğu tam anlamıyla bir kaos coğrafyasına sürüklenmiştir.
Bugün Suriye’de yaşanmakta olan Alevilere yönelik katliamlar, bu kaotik sürecin bir sonucudur. 2024’te Esad yönetiminin devrilmesi ve merkezi otoritenin işlevsiz hâle gelmesi, hem etnik hem de inanç temelli ayrışmayı derinleştirmiş, ülkeyi yaşanması zor bir noktaya taşımıştır. Bu süreçte, Alevi nüfusunun yoğun olduğu bölgelere yönelik saldırılar artmış; radikal silahlı gruplar onlarca insanı öldürmüştür. Özellikle Lazkiye ve Tartus’ta yaşanan katliamlar, tam bir vahşete dönüşmüştür. Alevilere şiddet uygulanarak göç etmeleri sağlanmaktadır.
Alevi toplumu ve kendisi gibi düşünmeyenler, kendisi gibi inanmayanlar sistemli bir biçimde dışlanmış, Alevilere ait evler, iş yerleri ve ibadet mekânları saldırıların hedefi olmuştur.
Ahmed Hüseyin eş-Şara’nın taraftarı saldırgan gruplar, silah, bıçak, kama ve taşlarla Alevi sivilleri hedef almış; ibadet yerlerine yönelik bombalı eylemlerle katliamlara girişmiştir. Bu gruplar, insani ve ahlaki değerleri ayaklar altına alarak, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu niteliğindeki saldırılarını sürdürmektedir. Eleştirel görüşlere göre bu şiddet, emperyalist güçlerin bölgesel stratejilerinden beslenmektedir.
Suriye’de:
-Alevilere yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır!
-Uluslararası toplum bu konuda duyarlı olmalıdır.
-Her türlü ayrımcılık ortadan kalkmalıdır.
Suriye’de gerçekleşen bu saldırılar, açık bir insanlık suçudur.
Bu vahşete sessiz kalmak, suça ortak olmak anlamına gelir.
Yorumlar