top of page


EVRENSEL OLANI DERİNDEN SEZER
Bilinci bellekten aşan insanın Düşünsel boyutu volkana benzer Algısal çevreni coşan izanın Evrensel olanı derinden sezer Mutlak yok oluş yok, değişim sonsuz Var olan hiçbir şey değil dalgasız Görülür görülmez olmaz ki varsız An içinde ışık uzamlar gezer Yokluk da, heplik de vardır birlikte Teklik bütünlük de bütün teklik de Tanecik oluşur, hem de hiçlikte Kuantum alanı, art arda dizer Düalist bir yapı içerir oluş Kabuğu kırmaktır, gerçeğe varış Hayat sarmalında en zorlu
sulzam1956
12 saat önce1 dakikada okunur


BEN BÖYLE İNSANA SEVGİ DUYARIM
Ben böyle insana sevgi duyarım Bir insan ki salmış hemen hırsını Ben böyle insandan kaygı duyarım Hiçbir insan asla, her şeyi bilmez Akıl hep sorgular, gerçeği silmez Biçimler yok olur, öz ise ölmez Nesneden bilince algı duyarım Öfkeli insanın bilinci sakat Sevgi çakrasından çıkarmış onat Düşünceni söyle, açıkça anlat Böylesi birinden yargı duyarım Koşullar belirler, her davranışı Döngüsel yaşarız baharı, kışı İçreklik derindir, görünür dışı Her nesnede sonsuz olgu duya
sulzam1956
12 saat önce1 dakikada okunur


ALEVİ RÖNESANSI
Abdullah Öcalan, “İdris-i Bitlis’inin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu eksiklikleri ile beraber olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir. Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri
sulzam1956
19 Eyl5 dakikada okunur


"ALEVİ AYDINLAR" BİLDİRGESİ ÜZERİNE
ALEVİ AYDINLAR BİLDİRİSİ ÜZERİNE Öncelikle, “Alevi Aydınları” tanımlaması üzerinde durmak gerekir. Bu tanımlama geçmişten günümüze çeşitli tartışmalara konu olmuş ve farklı açılardan eleştirilmiştir. Bu nedenle, söz konusu tanımlamaya yönelik eleştirilerin belirli ölçülerde haklı ve dikkate değer yanlarının bulunduğunu kabul etmek gerekir. Ancak bu eleştirilerin, bildirinin içeriğinden bağımsız olarak değerlendirilmesi ve “Alevi aydın” kavramının neyi ifade ett
sulzam1956
14 Eyl4 dakikada okunur


12 EYLÜL BİR KARŞI DEVRİM HAREKETİDİR
12 Eylül Darbesi: Bir Karşı Devrim Hareketi 12 Eylül 1980 askerî darbesi, yalnızca dönemin siyasal iktidarını devirmek amacıyla gerçekleştirilmiş bir askerî müdahale olarak değerlendirilemez. 12 Eylül, Türkiye'nin siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel yapısını köklü biçimde değiştiren; 1923 Cumhuriyet devriminin temel değerlerinden ve 1961 Anayasası'yla gelişen özgürlükçü-demokratik çizgiden uzaklaşmayı hızlandıran bir karşı-devrimci kırılma noktasıdır. Bu nedenle
sulzam1956
12 Eyl9 dakikada okunur


12 EYLÜL BİR KARŞI DEVRİM HAREKETİDİR
12 Eylül 1980 askerî darbesi, yalnızca dönemin siyasal iktidarını devirmek amacıyla gerçekleştirilmiş bir askerî müdahale olarak değerlendirilemez. 12 Eylül, Türkiye'nin siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel yapısını köklü biçimde değiştiren; 1923 Cumhuriyet devriminin temel değerlerinden ve 1961 Anayasası'yla gelişen özgürlükçü-demokratik çizgiden uzaklaşmayı hızlandıran bir karşı-devrimci kırılma noktasıdır. Bu nedenle 12 Eylül'ü anlamak için yalnızca 12 Eylü
sulzam1956
12 Eyl9 dakikada okunur


ALEVİLER KİMSENİN SİYASİ APARATI DEĞİLSİR
Bilge ozan Yunus Emre' nin çok değer verdiğim bir dörtlüğü var. Yunus diyor ki: Söz ola kese savaşı/ Söz ola kestire başı/ Söz ola ağulu aşı/ Yağ ile bal ede söz DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, geçmişte partisinde milletvekilliği ve bakanlık yapmış isimleri “sokaktan alıp getirdik” diyerek küçümsemesi kabul edilemez. Dün birlikte mücadele ettiğiniz, aynı siyasi çatının altında yürüdüğünüz, Me clis’te temsil mücadelesine katkı sunmuş insa
sulzam1956
12 Eyl2 dakikada okunur


12 EYLÜL BİR KARŞI DEVRİM HAREKETİDİR
12 Eylül 1980 askerî darbesi, yalnızca dönemin siyasal iktidarını devirmek amacıyla gerçekleştirilmiş bir askerî müdahale olarak değerlendirilemez. 12 Eylül, Türkiye'nin siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel yapısını köklü biçimde değiştiren; 1923 Cumhuriyet devriminin temel değerlerinden ve 1961 Anayasası'yla gelişen özgürlükçü-demokratik çizgiden uzaklaşmayı hızlandıran bir karşı-devrimci kırılma noktasıdır. Bu nedenle 12 Eylül'ü anlamak için yalnızca 12 Eylü
sulzam1956
12 Eyl9 dakikada okunur


NEFRET DİLİ KİMİN DİLİDİR
NEFRET DİLİ KİMİN DİLİDİR? Nefret insanı insani değerlerden uzaklaştıran en yıkıcı davranış ve duygu yansımasıdır. Çünkü nefret, karşısındaki insanı “öteki” ye ve sonra da değersiz bir varlığa dönüştürür. Bu anlamda kullanılan dil ve iç dünyadan dışa akan davranış ve duygu yansısı çok önemlidir. Nefret dili zararlı bir dildir. Düşmanlaştırır. Öfke patlaması yaratır. Adalet duygusunu ortadan kaldırır. Şu unutulmamalıdır ki, bir insan, karşısındakine “insani değer
sulzam1956
7 Eyl5 dakikada okunur


BU DİL KABUL EDİLEMEZ
Son söylenen sözler üzerine bilge ozan Yunus Emre’ nin bir dörtlüğü belleğimde uyandı. Şöyle diyor bilge ozan: “Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı. Söz ola ağulu aşı, Yağ ile bal ede söz.” Bilinen bir şey ki, insan ne düşünüyorsa onu dış dünyasına aktarır. Dolayısıyla kullanılan dil kişinin düşünce ve inanç dünyasını yansıtır. Bu anlamda dil bir "aynadır." Yunus Emre bu dizelerinde olanca gerçeği ortaya koymuştur. Yunus’ a
sulzam1956
2 Eyl3 dakikada okunur


ALEVİLERİ ETİKETLEMEK
Bir toplumu, bir inanç grubunu ya da bir düşünce çevresini kendi siyasal ve ideolojik bakış açımız doğrultusunda tanımlamak; ardından bu tanım üzerinden o toplumu yargılamak, suçlamak veya hedef göstermek, fikir ve düşünce özgürlüğünün sınırları içerisinde değerlendirilemez. Elbette herkesin bir düşünceyi eleştirme, sorgulama ve farklı bir bakış açısı ortaya koyma hakkı vardır. Fakat eleştiri ile etiketleme arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Eleştiri, düşünceni
sulzam1956
27 Ağu5 dakikada okunur


İÇİMDEKİ BEN'E DOĞRU (Nurgül Mıhcı Calbaz)
Değerli insan Nurgül Mıhcı Calbaz'ın, İkinci Adam Yayınevi'nden kısa süre önce yayımlanan İçimdeki Ben'e Doğru: Psikoloji ve Tasavvufla İçsel Dönüşüm Rehberi adlı eserini ilgiyle okudum. Nurgül Mıhcı Calbaz, bu çalışmasında insanı bütün yönleriyle ele alıyor; düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını şekillendiren dinamikleri sorguluyor. Psikolojinin bilimsel yaklaşımı ile tasavvufun kadim bilgeliğini buluşturarak, okuyucuyu kendi iç dünyasına yönelmeye davet e
sulzam1956
5 Ağu3 dakikada okunur


Eğitimde Laiklik ve İnanç Özgürlüğü Üzerine
Eğitimde Laiklik ve İnanç Özgürlüğü Üzerine Eğitimin temel işlevi, bireyleri bilgiyle buluşturan, onların zihinsel, bilimsel ve ahlaki gelişimlerini destekleyen toplumsal bir süreci içerir. Eğitimin amacı; bireylere çağdaş dünyanın ulaştığı bilimsel, teknolojik, düşünsel ve etik birikimi kazandırmak, eleştirel düşünme ve sorgulama becerilerini geliştirmek, yaratıcı ve üretken bireyler yetiştirerek toplumu daha ileri bir uygarlık düzeyine taşımaktır.
sulzam1956
1 Ağu3 dakikada okunur


Esat Korkmaz'ın Ardından: Hakk'a Yürüyüş ve Kültürel Ölümsüzlük
Esat Korkmaz'ın Ardından: Hakk'a Yürüyüş ve Kültürel Ölümsüzlük 27 Temmuz 2023 tarihinde Hakk'a yürüyen Esat Korkmaz, yalnızca Alevi-Bektaşi araştırmaları alanında eserler vermiş bir yazar değil; Anadolu'nun kadim bilgelik geleneğini bilimsel yöntemle inceleyen önemli bir düşünürdü. Geride bıraktığı çok sayıdaki kitap, sözlük çalışmaları ve araştırmalarıyla Alevi-Bektaşi kültürünün anlaşılmasına kalıcı katkılar sundu. Bir düşünürün gerçek değeri, yal
sulzam1956
29 Tem2 dakikada okunur


TARİHSEL BOYUTUYLA KADIN
Kadın ve erkek, insan türünün birbirini tamamlayan iki temel varoluş biçimidir. Biyolojik farklılıklarına karşın, yaşamın sürekliliği ve toplumsal düzenin oluşumu açısından karşılıklı bağımlılık ve bütünlük içinde var olurlar. Makro evren, karşıtlıkların birliği ve etkileşimi üzerine kurulu diyalektik bir yapıya sahiptir. Hareket, değişim ve gelişim; birbirine karşıt gibi görünen güçlerin karşılıklı etkileşimiyle ortaya çıkar. Gece ve gündüz, madde ve enerji, artı
sulzam1956
22 Tem8 dakikada okunur


BİR KARARDA DURAMADIM
Nedenselliğin yasası İnsanın bitmez tasası Var mıdır insanın hası? Arayıp da bulamadım Dost dediğim döndü gitti Yalan doğruları itti Ömür rutin geçip bitti Sebebini soramadım Kimi mala, mülke kandı Kimi hırsa boyun eğdi Nefis dediğin ne idi Bu ummana dalamadım Her canlının vardır nefsi Her nefis Ben’in sesi Nefsi yendim, o nüktesi Hiç nefissiz kalamadım Nefsin kökeni eksiklik Ondan vardır senlik-benlik Bu doğasal süregenlik Salt gerçeğe varamadım İnsan nedir diye so
sulzam1956
20 Tem1 dakikada okunur


Deniz Göktaş ve Mizahın Gücü
Mizah, insanları güldürüp eğlendirirken aynı zamanda düşündüren bir sanat dalıdır. Sanat, yapısı gereği düşündüren, ironik yönü olan ve gerektiğinde insanları düşünsel boyutta derin yolculuklara çıkaran bir etkinliktir. Aynı zamanda bireyin henüz açığa çıkmamış duyarlılıklarını ve yeteneklerini görünür kılmaya çalışan bir işleve sahiptir. Mizah ise insanlığın en eski savunma mekanizmalarından biridir. Bazen bir kahkaha, uzun bir söylevden daha etkili o
sulzam1956
4 Tem3 dakikada okunur


FATOŞ PINAR TÜRKER
Fatoş Pınar Türker'in Anlattıkları ve Yitirilen Vicdan Toplumlar yalnızca ekonomik güçleriyle, teknolojik gelişmişlikleriyle ya da askeri kapasiteleriyle ayakta kalmazlar. Bir toplumu gerçek anlamda ayakta tutan değerlerin başında adalet, merhamet ve vicdan gelir. Çünkü vicdan, insanın yalnızca kendisi için değil, başkaları için de hissedebilme yeteneği olduğu kadar, duygu, düşünce ve davranışlarını akla, mantığa ve ahlaki değerlere göre değerlendirebi
sulzam1956
10 Haz3 dakikada okunur


KIRK SAYISI VE KIRKLAR CEM'İ
KIRK’IN ANLAMI Öncelikle bir konuyu daha iyi anlayabilmek için, o konunun temel kaynağını ve bütünselliğini anlamalıyız. Bu anlamda, “Kırklar Cem”ini de daha iyi kavramak için, kırk sayısına yüklenilen anlamlara bakmak gerekir. Ezoterik anlayışlarda, bir çok sayılarda (1,3,5,7, …) olduğu gibi, kırk sayısına bir takım kozmik (varoluşla ilgili, evrensel) anlamlar yüklenmiştir. Bu anlamda, sayıların kutsallığı çerçevesinde kırk kavramının da farklı anlamları ve belirli karşı
sulzam1956
8 Haz6 dakikada okunur


AHLAKİ YOZLAŞMA VE IRKÇI BAKIŞ
Ülkemizde ahlaki yozlaşma giderek artmakta; gelir dağılımındaki adaletsizlik derinleştikçe insanlar arasındaki ilişkiler de hızla bozulmaktadır. Rahmetli Mustafa Ekmekçi'nin, “Önce ekmekler bozuldu” sözü bu durumu çarpıcı bir şekilde anlatır. Peki ekmeği bozan kimdir? İnsan... O halde bozulma, önce insanda başlamıştır. Bugün insan bedeni üzerinden hakaret etmek, cinsiyetçi söylemler üretmek, erkek egemen bir bakış açısıyla kadın bedeni üzerinden insanları aşağılam
sulzam1956
7 Haz2 dakikada okunur
Video Channel Name
Video Channel Name

Paylaş
Facebook
Twitter
Pinterest
Tumblr
Bağlantıyı Kopyala
Bağlantı Kopyalandı
Video ara...
Tüm Kategoriler
Categories

Şimdi Oynuyor
Video Title
00:23

Şimdi Oynuyor
Video Title
00:32

Şimdi Oynuyor
Video Title
00:29

Şimdi Oynuyor
Video Title
00:31
bottom of page